Dağların karla karıştığı yüksek yaylalarda, toprak henüz uyanırken yeşeren ışkın otu, Doğu Anadolu’nun dağ köylerinde yüzyıllardır hem sofraları hem de şifa dolaplarını süsler. Yörede “uşkun” veya “rebas” olarak da bilinir. Peki bu ekşi lezzetli bitki neden bu kadar kıymetli? Gelin, ışkının faydalarını birlikte keşfedelim.
Işkın, Anadolu’da nesillerdir mide ağrısından hemoroide, ishalden şeker hastalığına kadar pek çok derde deva olarak kullanılmıştır. Bugün bilimsel araştırmalar, bu kadim bilgiyi doğruluyor. Özellikle kök kısmı, içerdiği zengin bileşenler sayesinde daha yoğun etkilere sahip.
Işkın denince akla gelen ilk faydalardan biri, kan şekerini dengeleyici etkisidir. Geleneksel tıpta özellikle diyabet hastalarının başvurduğu bitki üzerine yapılan hayvan çalışmaları oldukça umut verici. Araştırmalar, ışkın kökü ekstresinin diyabet oluşturulmuş farelerde kan şekerini anlamlı ölçüde düşürdüğünü göstermiştir. Hatta bu etkinin, pankreastan insülin salgılanmasını artırarak gerçekleştiği düşünülüyor. Bununla birlikte, sağlıklı bireylerde kan şekerini düşürücü etkisi gözlenmemiştir; bu da bitkinin kan şekerini normal seviyenin altına indirmediğini, yani “düzenleyici” gibi çalıştığını düşündürmektedir.
Işkın, yalnızca kan şekerine değil, kan yağlarına da iyi geliyor. Bilimsel çalışmalar, ışkın kökü ekstresinin diyabetli hayvanlarda kolesterol ve trigliserit seviyelerini düşürdüğünü, iyi huylu kolesterolü (HDL) ise yükselttiğini ortaya koymuştur. Başka bir araştırmada da bitkinin kandaki LDL (kötü kolesterol) seviyesini düşürücü etkisi gösterilmiştir. Bu bulgular, ışkının kalp-damar sağlığını koruyucu bir bitki olabileceğine işaret ediyor.
Işkın, mikroplarla mücadelede de doğanın sunduğu bir silah gibidir. Bilhassa kök kısmı, bazı zararlı bakterilere karşı etkili bulunmuştur. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda, ışkın özütünün E. coli, Klebsiella pneumoniae ve Staphylococcus aureus gibi enfeksiyonlara yol açan bakterilerin üremesini durdurduğu gözlenmiştir . Ayrıca uçuklara neden olan Herpes simpleks virüsüne karşı da etkili olabileceğine dair bulgular mevcuttur .
Modern çağın en büyük sorunlarından biri, düşük dereceli kronik iltihaplardır. Bu durum, obeziteden diyabete pek çok hastalığın zeminini hazırlar. 2023 yılında yapılan güncel bir araştırma, ışkın kökü ekstresinin hücrelerde iltihap ve obezite ile ilişkili genlerin ifadesini azalttığını göstermiştir. Yani ışkın, aynı anda hem iltihap giderici hem de obezite karşıtı bir potansiyel taşımaktadır. Hayvan deneylerinde de ışkının kilo vermeye yardımcı olduğu gözlenmiştir.
Diyabetin en ciddi yan etkilerinden biri böbrek hasarıdır. Işkın bu noktada da koruyucu bir rol üstlenebilir. Diyabet oluşturulmuş farelerle yapılan bir çalışmada, ışkın kökü ekstresi verilen grupta böbrek dokusundaki hasarın belirgin şekilde azaldığı, böbrek fonksiyonlarının düzeldiği görülmüştür . Aynı çalışmada kanda üre ve kreatinin seviyelerinin de düştüğü kaydedilmiştir.
Işkın yalnızca şifalı bileşenler değil, aynı zamanda vücut için gerekli temel mineralleri de barındırır. Bitkinin kabuk kısmında yapılan analizlerde demir, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve sodyum gibi önemli elementler tespit edilmiştir . Bu da ışkını sadece ilaç gibi değil, aynı zamanda besleyici bir gıda olarak görmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Işkın bahar aylarında taze olarak bulunur. Yıkanıp soyulduktan sonra sap kısmı çiğ olarak tuzla yenebilir. Ekşi tadıyla salatalara, yemeklere ve hatta bazı yörelerde reçeline de lezzet katar. Kök kısmı ise genellikle kurutulup kaynatılarak çay olarak tüketilir. Biz çoğunlukla çiğ tüketilmesini öneririz. Ancak her bitkisel üründe olduğu gibi, özellikle diyabet, tansiyon gibi kronik bir rahatsızlığınız varsa veya düzenli ilaç kullanıyorsanız, ışkını düzenli tüketmeden önce mutlaka bize danışın.